
28 Mart’ta paskalya başlayınca Sevilla tam bir masal şehrine dönüşür. Binlerce çiçekle süslü dev Hz. İsa, Hz. Meryem figürleri, Ku Klux Klan kıyafetliler geçer caddelerden. Sekiz gün boyunca unutulmaz bir şölen yaşanır.
Yıllar önce, bir nisan alacasında varmıştım Sevilla’ya. Günbatımının mavi, yeşil, beyazı, velhasıl cümle renkleri kızıla dönüştürdüğü saatlerdi. Madrid trenininden inip, gardan dışarı adım atar atmaz portakal çiçeği kokuları karşılamıştı beni. Pırıl pırıl bir bahar günüydü. Geniş bulvarları, daracık sokakları, mahalle araları, her yanı portakal ağaçlarıyla bezenmiş bu kent sanki portakal kolonyasıyla yıkanmışçasına çocukluğumun Adana’sı kokuyordu... Memleketim kokuyordu... Sanki Seyhan Nehri’ni Guadalquivir’le değiştirmişlerdi... O gün bugündür Sevilla denince portakal çiçekleri kokar içimde, Çukurova gelir aklıma...
550 YIL MÜSLÜMAN EGEMENLİĞİNDE KALDI
“Endülüs beyaz bir güvercin, Sevilla o güvercinin gerdanlığındaki en pırıltılı inci” demiş 11. yüzyılda Kurtuba’lı (Cordoba) bilge şair, düşünür İbn-i Hazm. Mitolojik kahraman Herkül’ün MÖ 6’ıncı yüzyılda kurduğu iddia edilen şehre Romalıların Betis, Endülüs Emevilerinin Vadi i Kebir adını verdikleri Guadalquivir Irmağı hayat veriyor. İber Yarımadası’nın en bereketli topraklarıyla bu güzelim şehir kimleri cezbetmemiş ki: Tartessuslar, Fenikeliler, Kartacalılar, Romalılar, Vizigotlar, Endülüs Emevileri ve İspanyollar... Romalılar 600 yıl, Müslümanlar 550 yıl yönetmiş. Onca farklı uygarlık, kültür Sevilla’da silinmez izler bırakmış, güzelliğine güzellik katmış.
Atlantik Okyanusu’ndan esen rüzgârlarda saçlarını delişmen bir edayla savuran, bıçkın bakışlara aldırış etmeden güneşin ışıklarıyla yansılanan Guadalquivir’in sularında hayranlıkla aksini seyreden, iç yakıcı, melez bir esmer Endülüs dilberi kadar güzel Sevilla, çok kültürlülüğün, çok renkliliğin, müziğin, dansın, neşenin, tutkulu aşkların, umutsuz sevdaların, hoşgörü ve sanatın simgesi haline gelmiş. Doğanın bahşettiği güzelliklere, kadim uygarlıkların bıraktıklarına yediveren gülü gibi karşılık vermiş... Sevillalı Adrianus, Roma İmparatorluğu’nu yönetmiş, Traianus ve bizim Edirne’yi kurmuş. Toplumbilimin babası sayılan İbn-i Haldun’un ailesi de Sevilla göçmeni. Velazquez, Murillo, Zurbaran, Becquer gibi ressamlar bu şehrin çocukları. Matematikçi ve astronom İbn Sah, şair ve düşünür Cabir İbn Aflah, şair Antonio Machado, flamenko dansçısı Cristina Hoyos da...




Belki uçamıyor olabilirsiniz ama bu "uçma hissi"ni yaşamanıza engel değil. Sualtı dünyası uçmanın, uzayda bulunmanın, hatta bambaşka organizmaların yaşadığı ortamlarda yer almanın k...
Yükseklerde olmak, size dünyayı çok farklı bir perspektiften bir bütün olarak görme imkanı verir. Burada bahsettiğimiz bazı deneyimler gerçekten yürek istiyor; bazıları için ise sadece...
Eğer nereye bakacağınızı biliyorsanız, dünyanın farklı yerlerinde atalarımızın doğa ile nasıl güçlü bir bağ kurduklarını ve doğayı nasıl iyi yönde dönüştürebildiklerini gö...






